Çocukla iletişim kurmak yalnızca onunla konuşmak anlamına gelmez. Çocuğun söylediklerini dinlemek, duygularını anlamaya çalışmak, sınır koyarken onu dinlemek ve zorlandığı anlarda yanında olabilmek de iletişimin önemli parçalarıdır.
Üstelik iyi iletişim, çocuğun her söylediğini kabul etmek veya hiç sınır koymamak demek değildir. Araştırmalar, çocukların hem sıcak ve duyarlı bir ilişkiye hem de anlaşılır ve tutarlı sınırlara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Peki çocukla iletişim nasıl güçlendirilir? Günlük hayatın içinde uygulanabilecek birkaç küçük değişiklik önemli bir başlangıç olabilir.
1. Cevap vermeden önce gerçekten dinleyin
Çocuk bir şey anlatırken aklımızdan hemen çözüm üretmeye başlayabiliriz. “Bunu yapma”, “Boş ver”, “Sen de şöyle yapsaydın” gibi cümleler iyi niyetle söylense de çocuğun anlatmaya devam etmesini zorlaştırabilir.
Bazen çocuğun ihtiyacı çözüm değil, önce anlaşılmaktır.
Örneğin:
“Arkadaşım bugün benimle oynamadı.”
dediğinde hemen “Yarın başka biriyle oynarsın” demek yerine,
“Onun seninle oynamaması seni üzmüş gibi görünüyor.”
demeyi deneyebilirsiniz.
Bu, çocuğun duygusunu onaylamak anlamına gelir. Davranışını veya yaşanan olayın her yönünü doğru bulduğunuz anlamına gelmez.
2. Duygulara yer açın
Çocukların öfke, üzüntü, korku veya hayal kırıklığı yaşaması gelişimin doğal bir parçasıdır. Ama yetişkinler olarak bazen özellikle “olumsuz” gördüğümüz duyguları hızlıca ortadan kaldırmaya çalışırız.
“Üzülme.”
“Korkacak bir şey yok.”
“Bunda ağlanacak ne var?”
yerine,
“Bunun seni üzdüğünü görüyorum.”
veya
“Şu anda gerçekten çok kızgınsın.”
gibi ifadeler kullanmak çocuğun yaşadığı duyguyu fark etmesine yardımcı olabilir.
Duyguyu kabul etmek, her davranışı kabul etmek değildir. Bir çocuk öfkeli olabilir. Öfkeliyken birine vurmasına ise sınır koymak gerekir.
3. Eleştirmek yerine davranış hakkında konuşun
Çocuklara yönelik “Tembelsin”, “Çok dağınıksın” veya “Sen zaten hiç dinlemiyorsun” gibi genellemeler, yaşanan tek bir davranışı çocuğun kişiliğinin bir parçası gibi gösterebilir.
Bunun yerine davranışı tarif etmek daha yapıcıdır.
“Oyuncakların yerde kaldığı için odada yürümek zorlaşıyor. Birlikte toplayalım.”
Bu yaklaşım hem sınırı korur hem de çocuğu etiketlemekten kaçınır.
4. Küçük seçimler yapmasına izin verin
Çocuk büyüdükçe kendi kararlarını verebilme ihtiyacı da artar. Her konuda kontrolü elinde tutmak yerine yaşına uygun alanlarda seçim yapmasına izin vermek, iletişimi daha iş birliğine dayalı hale getirebilir.
“Ödevini şimdi mi yapmak istersin, yemekten sonra mı?”
“Bugün parka mı gitmek istersin, evde oyun mu oynayalım?”
gibi küçük seçimler bile çocuğun fikrinin önemsendiğini hissetmesine yardımcı olabilir.
Elbette seçim sunmak, bütün kararları çocuğa bırakmak değildir. Yetişkinin belirlediği sınırlar içinde seçim alanı açmaktır.
5. Gün içinde kısa ama gerçekten birlikte olduğunuz anlar yaratın
İletişimi güçlendirmek için her gün uzun uzun konuşmanız gerekmiyor.
Birlikte yemek hazırlamak, yürüyüşe çıkmak, oyun oynamak veya günün sonunda birkaç dakika sohbet etmek bile ilişki için değerli olabilir.
Özellikle bu anlarda telefonunuzu bir kenara bırakıp dikkatinizi çocuğunuza vermek, “Seninle olmak benim için önemli” mesajını sözel olmayan biçimde de verir.
Bu nedenle aile içinde ortak oyun ve etkinlikler yalnızca eğlence için değil, iletişim kurmak için de güzel fırsatlar yaratabilir.
Birlikte geçirilen zaman için her zaman özel bir plan yapmak gerekmiyor. PsikoKutu Aile, ailelerin çocuklarıyla birlikte oyun oynayabilecekleri, sohbet edebilecekleri ve yeni şeyler keşfedebilecekleri etkinlikleri her ay evlerine taşıyor. Farklı yaş gruplarına uygun hazırlanan içerikler sayesinde birlikte vakit geçirmek için yeni fikirler bulmak kolaylaşıyor. Detaylı incelemek için tıklayabilirsiniz.
6. Her konuşmayı bir ders haline getirmeyin
Çocuklar bazen yalnızca anlatmak ister.
Her konuşmanın sonunda bir öğüt, ders veya çözüm sunmak zorunda değiliz. Bazen “Bunu benimle paylaştığın için teşekkür ederim” demek yeterlidir.
Çocuk, konuştuğunda sürekli eleştirileceğini veya hemen düzeltilmeye çalışılacağını düşünmezse zaman içinde daha fazla paylaşım yapmaya istekli olabilir.
Güçlü İletişim Mükemmel Ebeveynlik Demek Değildir
Çocukla iletişimi güçlendirmek, her zaman doğru cümleyi kurmak veya hiçbir zaman öfkelenmemek anlamına gelmez.
Hepimiz zaman zaman sabrımızı kaybedebilir, yanlış bir şey söyleyebilir veya çocuğumuzu yeterince dinleyemeyebiliriz. Önemli olan ilişkinin içinde yeniden bağlantı kurabilmektir.
Bazen bir konuşmadan sonra,
“Az önce sana istediğim gibi davranmadım. Bunun için üzgünüm. İstersen tekrar konuşabiliriz.”
demek bile çocuk için oldukça güçlü bir mesaj olabilir.
Çünkü sağlıklı iletişim, kusursuz bir ilişki kurmak değil, ilişkinin içinde birbirini anlamaya devam etmektir.
Psikoloğun Notu
Çocukların gelişiminde güvenli ve duyarlı ilişkilerin önemli bir yeri vardır. Çocuğu dinlemek, duygularını fark etmesine yardımcı olmak, uygun sınırlar koymak ve yaşına uygun seçim alanları sunmak; ebeveyn-çocuk ilişkisinin niteliğini destekleyen temel yaklaşımlar arasında yer alır.
Bu nedenle iletişimi güçlendirmek için büyük değişiklikler yapmanız gerekmez. Günlük hayatın içindeki küçük ama düzenli etkileşimler iyi bir başlangıç olabilir.
PsikoKutu Aile, ailelerin çocuklarıyla birlikte geçirdikleri zamanı oyun ve etkinliklerle zenginleştirmek amacıyla hazırlanıyor. Her ay farklı yaş gruplarına uygun içeriklerle ailelere yeni deneyimler sunuyor.
Uzman Psikolog Kadriye Toker Şen

